Bilim insanları insan beynini ve zihnini daha derinlemesine inceledikçe aşkın biyolojisiyle ilgili ipuçları elde ediyoruz: Neden birine ilgi duyduğumuz, neden derin bir aşka kapıldığımız ve bir ilişkiyi sürdüren şeyin ne olduğu.
O analitik ve hedef odaklı, ancak kendini ifade etme ve tutarlı biçimde empati kurma konusunda pek güçlü değil. O ise sosyal, sezgisel, hayal gücü kuvvetli, sıcak ve şefkatli. Birbirlerine hiç uygun görünmeyebilirler, ancak konuya başka bir açıdan da bakılabilir.
Rutgers Üniversitesi'nde kültürel antropolog ve aşk ile çekim konusunda uzman olan Dr. Helen Fisher, iyi bir eşleşme olabileceklerini söylüyor. Araştırmaları biyolojinin önemli bir rol oynadığını ve biyokimyasal "profillerinin" birbirini iyi tamamlayabileceğini ortaya koydu.
Son yıllarda Fisher ve diğer araştırmacılar zihni ve beyni incelemek için gelişmiş görüntüleme ve genetik analiz yöntemlerini kullandı. Neden birine ilgi duyduğumuzu, neden derin bir aşka kapıldığımızı, tutkunun nasıl huzura dönüştüğünü ve çekimi neyin sürdürdüğünü araştırdılar.
Aşkın biyolojisi: Biyoloji neden önemlidir?
Fisher, biyolojinin kimi çekici bulduğumuz konusunda önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Çekim yalnızca benzer sosyoekonomik durum, eğitim ve aile geçmişiyle değil, hormonlarla, özellikle de bizimkinden farklı ve onu tamamlayan profillerle şekillenir. Örneğin östrojen düzeyi yüksek bir kişi, testosteron profili yüksek birine ilgi duyabilir.
Aşkın biyolojisi: Âşık beynin durumu
Fisher'ın araştırmasına göre aşk, beyindeki üç temel sistemi içerir: cinsel dürtü, romantik aşk ve bağlanma. Cinsel dürtü bizi bir eş aramaya yöneltir; romantik aşk yeni aşkın coşkusunu yaratır; bağlanma ise yoğunluğu daha düşük, huzurlu bir aşamadır.
Fisher ve diğer araştırmacılar, âşık insanların beyinlerini taramak için fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) kullandı. Ödül ve motivasyonla ilişkili iki bölgede güçlü etkinlik saptadılar. Bu bulgu, yoğun romantik aşkın bir duygudan çok motivasyon sistemi olduğunu düşündürüyor.
Aşkın biyolojisi: Koku duyusunun rolü
Biyoloji ve beyin etkinliğinin yanı sıra vücut kokusu da çekim ve romantik davranışta önemli bir rol oynar. Fisher, insan vücut kokusunun bağışıklık sistemini düzenleyen bir grup gen tarafından belirlendiğini ve insanların kendi MHC'lerinden farklı MHC'ye sahip eşler arama eğiliminde olduğunu belirtiyor.
Aşkın biyolojisi: Davranış neden önemlidir?
Birine ilgi duyduğumuzda, o kişinin davranışları da önem kazanır. İnsanlar kendilerine ilgi gösteren kişilere daha fazla ilgi duyma eğilimindedir. Araştırmalar, birinin bizimle ilgilendiğini fark ettiğimizde ona karşı duygular geliştirmeye başlayabileceğimizi gösteriyor.
Aşkın biyolojisi: Tutkudan huzura
İlişki derinleştikçe beynin ödül bölgelerindeki etkinlik azalırken duygularla ilişkili yeni bölgeler arasında bağlantılar oluşur. Romantik aşk zaman içinde değişse de "kimya" sürebilir. Fisher'ın daha yeni araştırmaları, uzun süreli evliliklerdeki bazı kişilerin romantik aşk ve bağlanmayla ilişkili beyin bölgelerinde etkinlik göstermeyi sürdürdüğünü ortaya koyuyor.
Aşkın biyolojisi: Kalıcı aşk
Sıkılmaktan kaçınmak ilişki sağlığı için önemlidir. Araştırmalar, heyecan verici ancak ölçülü derecede keyifli etkinliklere katılan çiftlerin evlilik memnuniyetinde daha büyük artışlar yaşadığını ortaya koydu. Farklı MHC genlerine sahip bir eş seçmek de uzun süreli ilişkilere fayda sağlayabilir. Araştırmalar, eşlerinin MHC genleri farklı olan kadınlarda cinsel yanıtın daha güçlü ve diğer erkeklere duyulan ilginin daha düşük olduğunu gösteriyor.
Aşkın biyolojisi: Kimyanın rolü
Kimya romantik aşkta önemli bir rol oynasa da tek etken değildir. Kişilik, karakter ve mizaç da ilişkileri şekillendirir. Kimya bazen baskın gelebilir, ancak eğitim geçmişi ve yetişme tarzı da aynı ölçüde önemlidir.
Aşkın biyolojisi hakkında hâlâ bilinmeyen çok şey var ve gelecekteki araştırmalar daha fazlasını ortaya çıkarmaya devam edecek.
Rehber | "Çılgınca Âşık Olmanın" Ardındaki Biyoloji
Rehber | Çılgınca Âşık Olmanın Ardındaki Biyoloji
Bilim insanları insan beynini ve zihnini daha derinlemesine inceledikçe aşkın biyolojisiyle ilgili ipuçları elde ediyoruz: Neden birine ilgi duyduğumuz, neden derin bir aşka kapıldığımız ve bir ilişkiyi sürdüren şeyin ne olduğu.
O analitik ve hedef odaklı, ancak kendini ifade etme ve tutarlı biçimde empati kurma konusunda pek güçlü değil. O ise sosyal, sezgisel, hayal gücü kuvvetli, sıcak ve şefkatli. Birbirlerine hiç uygun görünmeyebilirler, ancak konuya başka bir açıdan da bakılabilir.
Rutgers Üniversitesi'nde kültürel antropolog ve aşk ile çekim konusunda uzman olan Dr. Helen Fisher, iyi bir eşleşme olabileceklerini söylüyor. Araştırmaları biyolojinin önemli bir rol oynadığını ve biyokimyasal "profillerinin" birbirini iyi tamamlayabileceğini ortaya koydu.
Son yıllarda Fisher ve diğer araştırmacılar zihni ve beyni incelemek için gelişmiş görüntüleme ve genetik analiz yöntemlerini kullandı. Neden birine ilgi duyduğumuzu, neden derin bir aşka kapıldığımızı, tutkunun nasıl huzura dönüştüğünü ve çekimi neyin sürdürdüğünü araştırdılar.
Aşkın biyolojisi: Biyoloji neden önemlidir?
Fisher, biyolojinin kimi çekici bulduğumuz konusunda önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Çekim yalnızca benzer sosyoekonomik durum, eğitim ve aile geçmişiyle değil, hormonlarla, özellikle de bizimkinden farklı ve onu tamamlayan profillerle şekillenir. Örneğin östrojen düzeyi yüksek bir kişi, testosteron profili yüksek birine ilgi duyabilir.
Aşkın biyolojisi: Âşık beynin durumu
Fisher'ın araştırmasına göre aşk, beyindeki üç temel sistemi içerir: cinsel dürtü, romantik aşk ve bağlanma. Cinsel dürtü bizi bir eş aramaya yöneltir; romantik aşk yeni aşkın coşkusunu yaratır; bağlanma ise yoğunluğu daha düşük, huzurlu bir aşamadır.
Fisher ve diğer araştırmacılar, âşık insanların beyinlerini taramak için fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) kullandı. Ödül ve motivasyonla ilişkili iki bölgede güçlü etkinlik saptadılar. Bu bulgu, yoğun romantik aşkın bir duygudan çok motivasyon sistemi olduğunu düşündürüyor.
Aşkın biyolojisi: Koku duyusunun rolü
Biyoloji ve beyin etkinliğinin yanı sıra vücut kokusu da çekim ve romantik davranışta önemli bir rol oynar. Fisher, insan vücut kokusunun bağışıklık sistemini düzenleyen bir grup gen tarafından belirlendiğini ve insanların kendi MHC'lerinden farklı MHC'ye sahip eşler arama eğiliminde olduğunu belirtiyor.
Aşkın biyolojisi: Davranış neden önemlidir?
Birine ilgi duyduğumuzda, o kişinin davranışları da önem kazanır. İnsanlar kendilerine ilgi gösteren kişilere daha fazla ilgi duyma eğilimindedir. Araştırmalar, birinin bizimle ilgilendiğini fark ettiğimizde ona karşı duygular geliştirmeye başlayabileceğimizi gösteriyor.
Aşkın biyolojisi: Tutkudan huzura
İlişki derinleştikçe beynin ödül bölgelerindeki etkinlik azalırken duygularla ilişkili yeni bölgeler arasında bağlantılar oluşur. Romantik aşk zaman içinde değişse de "kimya" sürebilir. Fisher'ın daha yeni araştırmaları, uzun süreli evliliklerdeki bazı kişilerin romantik aşk ve bağlanmayla ilişkili beyin bölgelerinde etkinlik göstermeyi sürdürdüğünü ortaya koyuyor.
Aşkın biyolojisi: Kalıcı aşk
Sıkılmaktan kaçınmak ilişki sağlığı için önemlidir. Araştırmalar, heyecan verici ancak ölçülü derecede keyifli etkinliklere katılan çiftlerin evlilik memnuniyetinde daha büyük artışlar yaşadığını ortaya koydu. Farklı MHC genlerine sahip bir eş seçmek de uzun süreli ilişkilere fayda sağlayabilir. Araştırmalar, eşlerinin MHC genleri farklı olan kadınlarda cinsel yanıtın daha güçlü ve diğer erkeklere duyulan ilginin daha düşük olduğunu gösteriyor.
Aşkın biyolojisi: Kimyanın rolü
Kimya romantik aşkta önemli bir rol oynasa da tek etken değildir. Kişilik, karakter ve mizaç da ilişkileri şekillendirir. Kimya bazen baskın gelebilir, ancak eğitim geçmişi ve yetişme tarzı da aynı ölçüde önemlidir.
Aşkın biyolojisi hakkında hâlâ bilinmeyen çok şey var ve gelecekteki araştırmalar daha fazlasını ortaya çıkarmaya devam edecek.
Kaynak:
İnternetten derlenmiştir